Saklambaçta Ortaya Çıkmamış Kahramanlar

Sencer GÜLTUNA
Sencer GÜLTUNA

Aynalar aksini göstermezmiş.

Sürgün masallarda kahramanlar yalan söylemezmiş.

Yazarlar, anlatmak istediklerini dolandırmazmış. Teşbih, deyim yerindeyse ok çekermiş...

Yüzü bahar olan teyzeler varmış...

Mahalle duygularında, mahalle olmak nedir bilinirmiş. Doğumu seksenli dönemlerin sonunu yakalayanlar farkına varabilmiş bu durumun...

Amcalar, dedeler, kardeşler... Kimisi topun peşinde, kimisi beş vakit namazın hepsini cami içerisinde kılmanın. Kimisi güzel kızların, kimisi de örgülerin peşinde...

O zamanlarda bazı yazılar varmış. Bazı kitaplar varmış.

Okunmasa da, yaşanmışlığına saygı duyulurmuş. Ben işte o masalın içerisinde çoktan kaybolan gençlerdenim. Hikayem var, yazmışlığım var. Umutlarım var.

Hatta hayal dünyamın içerisinde gizli saklı sırlarım var.

Hikayenin adı, " Saklambaçta ortaya çıkmamış kahramanlar" teması. Saklanırsında, geriye doğru sayan kişinin kim olduğunu umursamazsın. İşte o hikayede, saklanırken gördüğüm ama yıllar geçmesine rağmen ebelenmeyen kişiler...

Bir de hikayenin keşkeleri ve hayali kahramanları var. Bütün hikayeler yaşanmış olmak zorunda değildir.

Mesela ben, İlhan İrem'in uykusuz gecelerimde bana masal anlatmasını isterdim. Hatta İlhan İrem'in, bizim mahallenin abisi olmasını isterdim. Akşam ezanında eve gitmenin zorunlu olduğu dönemlerde, golü atma esnasında annenin eve çağırdığı sırada, İlhan İrem'in bizim evin bahçesindeki duvarda tesbih sallamasını isterdim.

Hayal dünyası işte..

Muhtarın popstar olmasını isterdim. İkametgah kağıdı verirken, patlat bir türkü dersem, halk konseri havasında adres bilgilerime "beş lira" ödemek isterdim.

Ankaragücü'nün şampiyon olmasını isterdim. Şampiyonluk görmeden ölmüş Ankaragüçlülere, sarı lacivertten mezar taşı yapılmasını isterdim.

Hem Maraşlı, hem Sincanlı, hem göçmen olmak isterdim. Maraşlı değilim ama Maraş'ta Keş Dağları olmasını istemezdim. Dedemin ve babaannemin ölmesini istemezdim.

İstediklerim ve istemediklerim dolu dolu...

İstemediklerimiz bazen isteğimiz olmuyor mu? İşte hayatın anlamı burada başlıyor. İstemeyerek istiyorsun, isteyerek istenmeyecek sonuçlar çıkarıyorsun.

Hal böyle olunca, sevmediklerimizi sevilir hale getiriyoruz. Belki de bir kerelik şansımızın olduğu dünyaya, birilerine sabretmek için yıllar veriyoruz. Sabrı sonu selamet derler, kaç günlük ömrümün kaldığını kimse söylemez. Söyleyemez. Selameti ne zaman göreceğiz?

Görürüz elbet.

Bülent Ersoy ne demiş, "Yananı görür Allah"...

Neyse...

Biz istemeye devam edeceğiz. İstemediklerimizi de isteklerimize ekleyeceğiz.

Alan Allah, vermesini de bilir. Sabredeceğiz.

Size bu yazıda küçük bir çocuğun isteklerini yazdığı bir kağıttan alıntı yaparak veda edeceğim.

"Kurtları çok seviyorum. Etrafımda salyası akan amcalar, kurtlara köpek diyorlar. Ben köpeklerle kurtları karıştıranları sevmiyorum. Ben televizyona çıkanları sevmiyorum. Mahallemde aç yatanlar varken, onlar çok para içerisinde yaşıyorlar. Hatta babama sordum, televizyondakilere kim para veriyor diye, babamda onların parasını bizler veriyoruz dedi. Sonra kızdım kendi kendime. O suratsızlar benim akülü araba paramı çaldılar!" 

- Canlı Haber, Sencer GÜLTUNA tarafından kaleme alındı
https://www.canlihaber.com/makale/5304461/sencer-gultuna/saklambacta-ortaya-cikmamis-kahramanlar